19 Şubat 2009 Perşembe

"Turkuvaz 29 Yıl Sonra Gelen Basın Grevini Kırmaya Çalışıyor"


Sabah-atv grevine katılan 10 kişi işten çıkarıldı. TGS mücadeleyi sürdürmeye kararlı. Farklı sendikalar da greve destek veriyor. İşten çıkarılanlardan Tortop "Çok sevdiğimiz mesleğimizi yapamama riskine rağmen hak mücadelemizi sürdüreceğiz" dedi.

İstanbul - BİA Haber Merkezi
18 Şubat 2009, Çarşamba

"Turkuvaz işvereni direncimizi kırmayı ve greve katılmayan çalışanları korkutmayı amaçlıyor. Ama bu oyunlarla bize geri adım attıramayacak."

Sabah-atv'de süren grev nedeniyle iş bırakan gazeteci Selim Suner, kendisinin yanı sıra dokuz kişinin işine son verilmesinibu sözlerle yorumladı.

"Bize tebliğ edilen bir şey yok. Tamamen hukuksuz bir uygulama. Turkuvaz grubu 29 yıl sonra gelen basın grevini kırmaya çalışıyor."

"Basını değil, medya patronlarını hizaya sok"

Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) işten çıkartmalarla ilgili bir basın açıklaması düzenleyerek Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Çalık grubunu protesto etti.

Sabah-atv'nin Balmumcu'daki binasının önünde yapılan eylemde konuşan TGC Genel BaşkanıErcan İpekçi, "Erdoğan'ın açıklamalarıyla basını hizaya sokmaya çalışmak yerine Çalık patronunun çalışanlarına uyguladığı kanunsuzlukların üstüne gitmesini" istedi.

Boykot Çağrısı

Grevdeki işçilere destek vermeye gelen Haber-Sen'den Mehmet Demir "altıncı günündeki grevin yalnızca Sabah-atv çalışanlarının değil, Türkiye'deki basın emekçilerinin tümünün grevi olduğunu" söyledi.

DİSK'e bağlı Genel-İş sendikasından Veysel Demir, grevi sahiplendiklerini anlattı ve herkesi grev süresince Turkuvaz grubuna bağlı medyayı boykot etmeye çağırdı.

"İşe giderken bu kadar heyecanlanmıyordum"

Grevdeki çalışanlardan Özsel Tortop altı gündür birçok kişi ve kurumun kendilerine destek verdiğini, hatta atv'ye izleyici olarak gelen insanların dahi kendilerine destek olduklarını anlattı.

Aktüel dergisinde editör olan Tortop, grev alanına gelirken çok heyecanlandığını, aynı heyecanı işe giderken hissetmediğini söyledi ve ekledi:

"İşveren bizi işten çıkartarak hukuksuzluklarına, biz de işveren hakkında açtığımız davalara bir yenisini daha ekledik."

"Yaygın medyanın kendilerini görmezden gelmesine rağmen seslerini alternatif ve bağımsız kanallarla duyurduklarını" anlatan Tortop "Yıllardır yaptığımız gazetecilik mesleğini yapmamayı bile göz alarak bu hak mücadelemizi sürdüreceğiz" dedi.

Sabah-atv binasındaki basın açıklamasında Bandista adlı müzik grubu grevdeki çalışanlara şarkılar söylerken, Sağlık-İş Genel Başkan Yardımcısı Hasan Öztürk de "Grevi sahiplendiklerini" söyledi.

Her gün Sefaköy ve Balmumcu'daki Sabah-atv binasının önünde toplanan TGC bu Cumartesi (21 Şubat) Taksim'de meşaleli yürüyüş düzenleyecek. (BÇ)

* Fotoğraflar: Alberto Tetta

6 Haziran 2008 Cuma

"Tuzla'dan Yükselen Çığlığa Sesimizi Katıyoruz"

AYDINLARDAN 16 HAZIRAN GREVINE DESTEK BILDIRISI


Aydınlar tersane işçisini yalnız bırakmadı. Pelin Batu'dan Yavuz Bingöl'e Roni Margulies'den Ataol Behramoğlu'na yaklaşık 50 aydın bir bildiriyle tersanelerde 16 Haziran'da başlayacak greve destek olduklarını açıkladılar.

İstanbul - BİA Haber Merkezi
05 Haziran 2008, Perşembe

Aralarında Oral Çalışlar, Zeynep Tanbay, Semra Somersan, Yavuz Bingöl, Kerem Kabadayı, Behiç Ak, Mazlum Çimen, Reis Çelik, Arif Sağ, Akın Birdal, Mehmet Demir'in de olduğu yazar, milletvekili, gazeteci, demokratik kitle örgütü temsilcisi, milletvekili, yönetmen, sanatçı ve akademisyenlerden oluşan yaklaşık 50 aydın Tuzla tersanelerinde 16 Haziran'da başlayacak greve destek için bildiri yayınlandı.

"Hükümeti uyarmak için işçilerle dayanışma içindeyiz"

Liman Tersane Gemi Yapım ve Onarım İşçileri Sendikası'nın (Limter İş) işçilerin güvenliğinin sağlanması, 7.5 saatten fazla çalışmanın önüne geçilmesi ve Tuzla'da yaşananları bağımısz bir komisyonun denetlemesi talebiyle başlatacağı grev için aydınlar "Hak grevine toplu olarak katılacağız. Sazımızla, sözümüzle, şarkımızla, türkümüzle bu cinayetlere 'dur' diyeceğiz" dedi.

Aydınların bildiride açıkladığı görüşleri şöyle:

"Biz imzası olanlar, cinayetlere göz yuman, yol açan, sebep olan tersanelerin bir an önce hak ettikleri cezalara çarptırılmaları için, yeni ölümlerin önüne geçmek için gerekli tüm hukuksal, idari, teknik tedbirlerin alınması için,

"İşçilerin en temel, en vazgeçilmez haklarına: yaşama; sağlıklı ve güvenli bir iş yerinde insanca çalışma ve örgütlenme hakkına kulaklarını tıkayan, gözlerini kapayan Hükümeti uyarmak için,

"Seslerimizi, ellerimizi, yüreklerimizi birleştiriyoruz ve sonuna kadar tuzla tersane işçileriyle dayanışma içinde olduğumuzu bildiriyoruz."

Çarşamba günü (11 Haziran) bir basın toplantısı düzenleyeceklerini duyuran aydınların tam listesi şöyle:

ÇGD Genel Başkanı Ahmet Abakay, milletvekili Akın Birdal, sinema yazarı Alin Taşciyan,müzisyen Arif Sağ, şair Ataol Behramoğlu, akademisyen gazeteci Atilla Özsever,karikatürist, tiyatro yazarı Behiç Ak, kameraman C. Murat Özcan, müzisyen Cahit Berkay,müzisyen Çağatay KadıDeniz Oral, Türkiye Yeşilleri'nden Dr. Ümit Şahin, gazeteciErtuğrul MavioğluEşber YağmurdereliFehim CaculiFeza Kürkçüoğlu, çevirmen, Küresel BAK aktivisti Filiz Ülgüt, Barışarock aktivisti Funda Ata, sanatçı Görkem Yeltan, Küresel Bak aktivisti Gülen Gönül Şahin, CHP Kadın Kolları İl Başkanı Hamiyet Göksu, gazeteci İsmail Saymaz, sanatçı Kerem Kabadayı, müzisyen Korhan Özyıldız, sanatçıLeman Sam, sanatçı Mazlum Çimen, gazeteci - KESK Haber-Sen MYK Üyesi Mehmet Demir, yazar Metin Uca, sanatçı Muammer Ketencoğlu, Doğa ve Macera grubundan Murat Ceylan, sanatçı Nevzat Karakış, iktisatçı, Nilüfer Uğur Dalay, gazeteci Oral Çalışlar, şair yazar Orhan Alkaya, gazeteci - KESK Haber-Sen MYK Üyesi Osman Köse, sanatçı-KEG Aktivisti Pelin Batu, yönetmen Reis Çelik, Şair-aktivist Roni Margulies, TV Programcısı - Yönetmen Rüstem Batum, öğretim üyesi Semra Somersan, müziyen Serap Yağız, müzisyen Suavi, oyuncu Şebnem Köstem, KEG aktivisti Şengül Çiftçi, KEG aktivisti Şenol Karakaş, şair Şükrü Erbaş, müzisyen Taner Öngür, gazeteci yazar Ümit Kıvanç, müzisyenVedat Sökmen, sanatçı Yasemin Göksu, sanatçı Yavuz Bingöl, Küresel Bak aktivisti Yıldız Önen, sanatçı Zeynep Tanbay.(EZÖ)

28 Mart 2008 Cuma

TRT'nin Sanatçısı Kalmayacak, AKP'nin Sesi Olacak


Hükümet, TRT yasasını değiştirerek birçok idare kadrosunu ortadan kaldırıyor; "TRT sanatçıları" da bakanlığa devrediliyor. Haber-Sen'den Demir, tasarının sorunlara çare olmadığını, kadrolaşmanın önünü açtığını söyledi.

İstanbul - BİA Haber Merkezi
27 Mart 2008, Perşembe

Önümüzdeki günlerde Meclis gündemine gelmesi beklenen TRT Kanunu'nda değişiklik tasarısı, kurumun idari yapısını değiştirecek.

Basın, Yayın, İletişim ve Posta Emekçileri Sendikası (Haber-Sen) Merkez Yönetim kurulu üyesi Mehmet Demir, tasarıyla hükümetin kadrolaşmanın önünü açacağını ve TRT'yi kendi etkisi altına alacağını söyledi.

Sendika, 29 Mart Cumartesi günü İstanbul, Galatasaray Lisesi önünde eylem yapacak. Eyleme, tasarıyla ortadan kalkacak TRT Hafif Müzik ve Caz Orkestrası da katılacak. Talep, tasarının geri çekilmesi.

"TRT sanatçısı" kalmayacak

Sadece üç maddeden oluşan tasarıyla bir dizi daire başkanı, müdür, müdür yardımcısı, şef, uzman ve başuzmanın kadroları ortadan kaldırılacak. Ayrıca sanatçılar için de kadro kalmayacak.

Halen bu kadrolarda çalışan insanlar başka kurumlara atanacak. Sanatçılar ise Kültür ve Turizm Bakanlığı'na bağlanacak.  

Demir, tasarının uygulanması halinde TRT'nin bütün müzikal yönetiminin bakanlığa devredileceğini söyledi.

Hükümete göre bu tasarının gerekçesi TRT'nin fazla istihdamdan kurtulması ve özellikle de "yayıncılık vasfı bulunmayan personelin azaltılması."

Kadrolaşma 

Demir'se tasarının amaca uygun olmadığını söylüyor.

"Halen açık bulunan 2 bin kadro var. Bunu ortadan kaldırmak yerine varolan kadroları boşaltıryorlar."

Onun dikkat çektiği bir başka noktaysa, TRT yönetiminin işleri giderek taşeron şirketlere devretmesi.

Taşeron şirketler üzerinden alınan kadrosuz çalışanlar için işe alım koşulları uygulanmıyor, örneğin sınav açılmıyor. Halen TRT'nin İnternet sitesinde bulunan bir iş ilanı bu durumu doğruluyor.

Demir, Ankara'da haber merkezine bu şekilde alınan çalışanların "Meltem TV, Smanyolu TV gibi İslami duyarlılıkları olan yerlerden geldiğini de belirtti.

Demir, tasarıyla TRT içinde her alandan deneyimli çalışanların oluşturduğu ve "ortak akıl üreten" Koordinasyon Kurulu'nun kaldırılmasıyla, "siyasi iktidarca atanan ve yayıncılıkla ilgisi olmayan" genel müdür ve yönetim kurulu karşısında bir denetim mekanizmasının da yok olacağını ekledi.

Genel Müdür İbrahim Şahin, iki kere cumhurbaşkanınca reddedildikten sonra Abdullah Gül'ün gelmesiyle atandığında Ulaştırma Bakanlığı müsteşarıydı.

Ne yapılmalı? 

TRT'nin yeniden yapılanmasının önemine ve aciliyetine katılan Demir'in önerisi bunun yayıncılık alanında uzmanların, akademisyenlerin, örgüt temsilcilerinin katılımıyla ve kamuoyunda tartışılarak yapılması.

"Mali ve idari özerkliğin hayata geçmesi, editoryal bağımsızlığın sağlanması gerekli. Genel müdür seçim süreci değişmeli."

Şu an genel müdür Radyo Televizyon Üst Kurulu'nun (RTÜK) belirlediği adaylar arasından seçiliyor. RTÜK'se siyasi partilerin önerdikleri isimlerden oluşuyor.

Bir diğer öneri de uzmanlardan oluşan bir danışma kurulunun oluşturulması. Taslakta bu sorunlarla ilgili hiçbir şey yok.

"TRT'nin örnek aldığı BBC, RAI, ZDF gibi kurumların hiçbirinde böyle bir uygulama yok. Bu tasarı, TRT'nin özelleştirilmesi demek. Bunu yapamayacakları için de kurumu tasfiye ediyorlar."(EÜ)


15 Aralık 2007 Cumartesi

Sığınmacılara Yardım Eden Demir ve Revest Serbest

Sığınmacılara yardım derneği kurma hazırlıkları yapan gazeteci Demir ve öğretmen Revest, iki Afrikalı sığınmacıya yardım ettikleri için gözaltına alındıktan sonra savcılıktan serbest bırakıldı.

İstanbul - BİA Haber Merkezi
14 Aralık 2007, Cuma

Sığınmacı ve mültecilere destek için dernek kurma çalışmaları yürüten gazeteci Mehmet Demir ve öğretmen Dominik Can Revest, polis olduğunu söyleyen kişilerce darp edildiklerini söyleyen Afrikalı sığınmacılara yardım ettikleri sırada gözaltına alındılar.

İki sığınmacının bulunduğu Feriköy Karakolu Yabancılar Şubesi’nde giden Demir ve Revest, burada gözaltına alındılar. Akşam saatlerinde savcılığa çıkarılan Demir ve Revest, ifade verdikten sonra serbest kaldılar. bianet'in bağlantı kurduğu Demir, "Savcılıktan ayrılıyoruz, hastanede muayene edilip, serbest kalacağız" dedi.

Demir ve Revest savcılığa çıkarılacak

Demir, gözaltına alındıktan hemen sonra da Şişli Etfal Hastanesi’nde muayene olmuş, dün akşam yaşanan saldırıda  başından yaralanan Afrikalı sığınmacılardan birinin de beyin tomografisi çekilmişti.

Demir, gözaltına alınmalarıyla ilgili şunları söylemişti: “Bu sabahı yaralananların tedavisi için hastanede geçirdiklerini ifade eden Demir, “Karakola onlara giysi götürmeye gittiğimizde karakol amiriyle aramızda geçen bir konuşmadan sonra bunlar oldu.”

“Sohbet mi, sorgu mu?” sorusundan sonra gözaltı

Gazeteci ve Basın Yayın ve İletişim Emekçileri Sendikası (Haber-Sen) Genel Sekreteri Demir, başından geçeni şöyle açıklmıştı: 

“Silahlı, ellerinde kelepçeleri olan ve polis olduklarını iddia eden sekiz kadar kişi, bir Afrikalı sığınmacıyı silahla darp ediyorlar. Sığınmacılara destek olacak bir dernek kurma aşamasında olduğumuz için, bu iki kişi güvendikleri için bizi aradılar. Dolapdere'deki evlerine giderek yaralı bu kişileri Etfal Hastanesi'ne götürdük.”

Pasaportlarını çaldırdıklarını söyleyen iki Afrikalının daha sonra Feriköy Karakolu Yabancılar Şubesine ötürüldüğünü açıklayan Demir, “Karakola kıyafet götürmeye gittik. Karakol amiriyle sohbet etmeye başladık ki sohbet bir anda sorgulamaya dönüştü. Biz de, ‘sohbet mi ediyoruz, sorgulanıyor muyuz?’ diye sorduk. Amir de çağırın deyince avukatımızı çağırdık” diye konuştu. (EÖ/TK)

14 Aralık 2007 Cuma

Sığınmacılara Yardım Eden Demir ve Revest Gözaltında


Sığınmacılara yardım derneği kurma hazırlıkları yapan gazeteci Demir ve öğretmen Revest, polislerce saldırıya uğradığını iddia eden iki Afrikalı sığınmacıyla görüşmeye gittikleri karakolda gözaltına alındı.

İstanbul - BİA Haber Merkezi
14 Aralık 2007, Cuma
Sığınmacı ve mültecilere destek için dernek kurma çalışmaları yürüten gazeteci Mehmet Demir ve öğretmen Dominik Can Revest, polis olduğunu söyleyen kişilerce darp edildiği söyleyen Afrikalı sığınmacılara yardım ettikleri sırada gözaltına alındılar.

İki sığınmacının bulunduğu Feriköy Karakolu Yabancılar Şubesi’nde giden Demir ve Revest, burada gözaltına alındılar.

İki Afrikalı, Demir ve Revest savcılığa çıkarılacak

bianet’in ulaştığı Demir, Şişli Etfal Hastanesi’nde muayene olduklarını ve dün akşam yaşanan saldırıda başından yaralanan Afrikalı sığınmacılardan birinin beyin tomografisinin çekildiğini, bunun ardındansa karakola geri götürüleceklerini söyledi. Demir, Revest ve iki Afrikalının bunun ardından savcılığa çıkarılması bekleniyor.

Bu sabahı yaralananların tedavisi için hastanede geçirdiklerini ifade eden Demir, “Karakola onlara giysi götürmeye gittiğimizde karakol amiriyle aramızda geçen bir konuşmadan sonra bunlar oldu.”

“Sohbet mi, sorgu mu?” sorusundan sonra gözaltı

Gazeteci ve Basın Yayın ve İletişim Emekçileri Sendikası (Haber-Sen) Genel Sekreteri Demir, başından geçeni şöyle açıkladı:

“Silahlı, ellerinde kelepçeleri olan ve polis olduklarını iddia eden sekiz kadar kişi, bir Afrikalı sığınmacıyı silahla darp ediyorlar. Sığınmacılara destek olacak bir dernek kurma aşamasında olduğumuz için, bu iki kişi güvendikleri için bizi aradılar. Dolapdere'deki evlerine giderek yaralı bu kişileri Etfal Hastanesi'ne götürdük.”

Pasaportlarını çaldırdıklarını söyleyen iki Afrikalının daha sonra Feriköy Karakolu Yabancılar Şubesi'ne götürüldüğünü açıklayan Demir, “Karakola kıyafet götürmeye gittik. Karakol amiriyle konuşmaya başlamıştık ki sohbet bir anda sorgulamaya dönüştü. Biz de, ‘sohbet mi ediyoruz, sorgulanıyor muyuz?’ diye sorduk. Amir de 'Çağırın' deyince avukatımızı çağırdık” diye konuştu. (EÖ/TK)

13 Temmuz 2007 Cuma

Bu Partilerle Olmaz, Umudum Bağımsızlar



Haber-Senden Demir, 301. maddede AKPden bile geri tutum takınan CHP bu seçimlerde bedelini öder dedi. Demire göre, TRTyi kısmen denetleyen CHP ifade özgürlüğü sanıklarını yalnız bıraktı; üç üye karşılığında RTÜK Yasasını imzalamamalıydı.

İstanbul - BİA Haber Merkezi
12 Temmuz 2007, Perşembe
Basın Yayın İletişim Emekçileri Sendikası (Haber-Sen) Genel Sekreteri Mehmet Demir,iktidar ve ana muhalefet partisinin anti-demokratik uygulamalar üzerinde uyum içinde çalıştığını; ifade özgürlüğü, kamu yayıncılığı ve özgürlükler konu olduğundaysa Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) çok etkisiz kaldığını söyledi.

22 Temmuz'da yapılacak Genel Seçimlere 10 gün kala, Demir'le geçmiş dönemin değerlendirmesini ve yeni Meclisten beklentilerini konuştuk.

"İfade özgürlüğü ve yayıncılık açısından geride kalan Meclisi değerlendirir misiniz?"

Aslında iktidar ve ana muhalefet partisi CHP, ifade özgürlüğünü ilgilendiren meselelerde, tıpkı son dönemde seçim barajı, birleşik oy pusulası ve Polis Vazife ve Selahiyetleri Yasası gibi anti-demokratik tutumlarda söz konusu olduğu gibi uyum içinde çalıştılar.

Bu anlamda geçen dönem iki partide sınıfta kaldı. Muhalefetin sesinin alabildiğine kısıldığı TRT'de kadrolaşma had safhadaydı. TRT'de haber programlarında iktidarı eleştiren herhangi bir şeye rastlamak mümkün olmadı. Ancak, ana muhalefetteydi diye CHP'nin bu konuda daha demokrat olduğunu düşünmek yanlış olur.

Kurumsal olarak değilse de, Mecliste soru önergeleriyle TRT yönetimin icraatlarını sorgulayan yine birkaç CHP milletvekiliydi.

CHP, Türkiye'de televizyon yayıncılığını denetleme yetkisine sahip ve tamamen özerk olması gereken Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) ile ilgili yasaya bu kuruma kendi kontenjanından üç üye seçilmesi karşılığından imza koydu.

Böyle bir kurumun kamu ve özel yayın alanını denetlemesi başlı başına ciddi bir problem.

Bu partilerin başka ne gibi hataları oldu?

301. madde konusunda AKP'den bile geri bir tutum takınan CHP'nin bu seçimlerde bunun bedelini ödeyeceğini göreceğiz. CHP ne sol bir parti oldu ne de AKP'ye soldan bir muhalefet yapabildi. Kaybettiği sol oyları yükselen milliyetçiliğin peşine takılarak telafi etmeye çalıştı.

301. maddede gösterdiği tutum, CHP'nin gerici, statükocu ve milliyetçi tutumunun tavana vurduğu noktadır.

Hrant Dink, Elif Şafak, Orhan Pamuk, Etyen Mahçupyan ve Aydın Engin yargılanırken kendini solcu tarif eden bir CHP'nin ortalığı ayağa kaldırması gerekirken üzerine düşeni yapmadı. Dink suikastine giden yolun taşlarından biridir bu.

Gelecek meclisi ne yapmalı?

Gelecek dönemde bağımsız adaylardan yana umutluyum. Siyasetin alışılagelmiş şekli değişecek. Baskın Oran'ın ifadesiyle, ezberlerin bozulacağını düşünüyorum.

Bu süreçte çok sert saldırılara maruz kalabilirler. Ufuk Uras'ın da belirttiği gibi, sadece kendi seçmenleri değil, yıllarca parlamento dışında kalan çok geniş örgütlü kesimlerin de desteğiyle orada çalışacaklar.

2954 Sayılı TRT Yasası ve 3984 Sayılı RTÜK Yasalarının baştan aşağı değişmesi, değiştirilirken toplumun bütün örgütlü kesimlerinin katılımı sağlanmalı.

TRT'nin mali ve idari özerkliğinin sağlanmalı ve yasal güvenceye kavuşturulmalı. Medyada tekelleşme mutlaka engellenmeli ve medya organ sahiplerinin yayıncılık alanı dışında bir sektörde faaliyet göstermemesi sağlanmalı.

Bunun önü kapanmadığı sürece haber alma hakkından, ifade özgürlüğünden, bağımsız bir medyadan söz etmek mümkün değildir. (EÖ/EÜ)

14 Mayıs 2007 Pazartesi

Amuda kalkmış demokrasi

13/05/2007


MEHMET DEMİR (Arşivi)

Hep beraber, tozun dumana, at izinin it izine karıştığı, sisli, puslu, bir dönemden geçiyoruz. Her gün yeni bir şaşkınlık, yeni bir şok yaşıyoruz. İlkeler, ideolojiler, onları var eden kavramlar oradan oraya savruluyor. Fırtına dinip de, cetvellerimizi, endazemizi, pusulamızı yeniden bulduğumuzda, kendimizi de, birbirimizi de tanıyamayacağımızdan korkuyorum.

Kendine sol diyen birileri günümüzün Hitler'i olmaya soyunurken demokrasiyi savunmayı, yıllardır mücadele ettiği sağcılara bırakıyor. 12 Eylül'ün postal izi hâlâ kıçında duran birileri ordunun önünde saygıyla eğiliyor. Yıllardır siyaset arenasında birbirine karşı mücadele etmiş insanlar, darbeye karşı yan yana, aynı pankartı taşıyor. 27 Nisan muhtırası, hızar testeresi gibi girdi aramıza. Acıta acıta ikiye böldü hepimizi.

En yakınlarımdan şu cümleleri duymaktan yıldım: "Ben de darbeye karşıyım. 'Ama'..."

'Ama'...

ama: bağlaç (a'ma) Arapça 1. Çelişkili ve tutarsız iki cümleyi birbirine bağlamaya yarayan bir söz, amma. 2. Uyarma veya şartlı bir ifade niteliğinde olan bir cümleyi, başka bir cümleye bağlamaya yarayan bir söz. 3. Beklenmeyen bir sonucu anlatan iki(nci) cümleyi onun sebebi durumunda olan cümleye bağlayan bir söz. 4. Bir yargıyı veya bir buyruğu pekiştirmek için de kullanılan bir söz. (TDK Sözlüğü)

Bu açıklamalardan anladığım şu: Bir cümle kuruyorsunuz. Sonra 'ama' diye ikinci cümleye başladığınızda, ilk cümle amuda kalkıyor.

Ya da öyle ters bir cümle söylüyorsunuz ki, 'ama' sayesinde o cümle tekrar ayakları üzerine duruyor.

Şöyle ki:

1- Bir kere, çelişkili ve tutarsız iki cümleye ihtiyaç var. (Ki, o konuda bir sıkıntımız yok.)

2- O yoksa, uyarma ya da şartlı ifade niteliğinde bir cümle olması lazım. (İşaret parmağını burnunuza sallayan, mümkün olduğunca yukarıdan bakan bir cümle. "Seni uyarıyorum. Evet, ben de demokratım 'ama' tepemi attırırsan çağırırım askeri" mealinde. O da mevcut.)

3- Bu ikisi olmazsa, beklenmeyen bir sonucu anlatan ikinci cümle gerekli. (Yani burada AKP'nin icraatları oluyor: "Ben de darbeye karşıyım 'ama', AKP de bunları bunları yaptı. Yani beklemiyordum bunları yapmasını." Ki, burada asıl mesele AKP'nin neoliberal politikalarını, talanlarını, vurgunlarını, savaş politikalarını, kadrolaşmalarını, bütün antidemokratik uygulamalarını seyredip, muhalefet etmeyip, kendi siyasi projelerini ortaya koymayıp, her şey son dakikada olmuş gibi yapıp asker göz kırpınca onu göreve çağırmak 'ama'nın ruhunu oluşturuyor.)

4- Nihayet hiçbiri yoksa, bir yargıyı ya da buyruğu pekiştirmek için kullanıyoruz bu sözü. (O da zaten "Ben de demokratım 'ama' buraya kadar" cümlesinde anlam buluyor.)

Bu tariften yola çıkarak, tahlil etmeye çalışıyorum. Örneklerle şöyle bir sonuca ulaşıyorum. "Elbette darbeye ben de karşıyım. 'Ama'..." (Yani darbeye karşı değilim. Ya da sandığın kadar değilim. Nokta.

Benim de 'ama'larım var

Darbeye karşı çıkanları şeriatçılıkla, AKP'nin değirmenine su taşımakla suçlayanlara bir kez daha derdimizi anlatabilmek ümidiyle diyorum ki: Ben bu durumu, AMA'yı pek sevenlerin cümleleriyle anlatayım. AMA anlatırken bu cümlelere birer takla attırayım.

Evet, AKP, toplam seçmenin yüzde 25'inin oyuyla Meclis'in yüzde 65'ini eline geçirdi.
Evet, AKP, eğitimi, sağlığı piyasalaştırdı, dini siyasallaştırdı.
Evet, AKP, devletin her kademesinde korkunç bir kadrolaşmayla, ülkenin önündeki yılları da ipotek altına aldı.
Evet, AKP, ikiyüzlü politikalarıyla sizi rahatsız, tedirgin ettiği kadar beni de etti...
Evet, AKP, kendisinden hiç farkı olmayan tüm ötekiler gibi tasını tarağını toplayıp gitmelidir.

'Ama' Bunların hiçbiri, Türk Silahlı Kuvvetlerine siyasete müdahale etme hakkı vermez.

Bundan sonrasının aması maması yoktur. Nokta. 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül ve 28 Şubat'tan bir şey anlamayanların, bizim dememizle meseleyi anlamalarını da beklemiyoruz. 'Ama' tekrarlayayım:

"Evet, biz demokratik reflekslerimizle bu durumu değiştiremedik. Daha uzun süre de değiştiremeyeceğimiz tecrübeyle sabittir.
Evet, sandıkta yenildik. Bir 20 yıl daha yenileceğimiz de tecrübeyle sabittir.
Evet, dört buçuk yıldır kıçımızı kaldırıp bunlara karşı bir şey yapamadık. Bir 14 buçuk yıl daha kıçımızı kaldıramayacağımız, bir şey yapamayacağımız da malumlarınız olduğu üzere tecrübeyle sabittir.
Evet, vakit de daraldı. Yumurta kapıya dayandı. Asker postalın ucunu bir gösterse kendimizi kurtarırız. Ha, o arada cumhuriyet de kurtulabilir, o da bonus."... diyerek askerin önünde saygıyla eğilenlere bir çift sözüm var.

Ben, askerin gölgesinde demokrasicilik oynamaktan kusacak gibi oluyorum. Oyunu kaybedince abisini çağırıp mahalleye terör estiren beceriksiz, kaypak, şımarık ve küstah çocuklardan tiksiniyorum. Nokta.

Birileri emeği için, insanlık onuru için, demokrasi için mücadele edip bedel öderken, tahtlarında oturan... Ve oturduğu tahtın yayı bozulunca ayağa fırlayıveren münasebetsizler yüzünden on yılda bir kıçımda postal iziyle gezmekten utanıyorum. Nokta.

Başka bir dünyanın mümkün olduğuna inanıyorum ve o muhterem kıçımı kaldırıp demokrasi mücadelesi vermeyi; istediğim dünyayı alın terimle, elimin emeği, gözümün nuruyla kurmayı tercih ediyorum. Nokta.


Yazıdaki Nokta'ların esin kaynağı Radikal yazarı Gökhan Özgün'dür.

10 Nisan 2007 Salı

Medya Gözlem Platformu Kuruluyor


Medya Gözlem Platformu, İLAD, TGC ve üniversitelerin girişimiyle kuruluyor. Amaç, haberi mal olmaktan çıkartmak, iletişim hakkını ve çoğulculuğu savunmak, etik dışı yayınlarla mücadele etmek. Topuz: Baskılara karşı gerçek haberi savunmak zorundayız.

İstanbul - BİA Haber Merkezi
09 Nisan 2007, Pazartesi
"Medya Gözlem Platformu" (MGP) medyanın Türkiye Gazetecileri Cemiyeti Hak ve Sorumlulukları Bildirgesi 'ne aykırı olarak yaptığı yayınları ve medyada tekelleşmelerin, globalleşme ve magazinleşme eğilimlerinin yarattığı sakıncaları, etik dışı olumsuz gelişmeleri mercek altına alarak izlemek ve demokrasinin vazgeçilmez koşulu olan iletişim hakkını ve çoğulculuğu savunmak üzere kuruluyor.

İletişim Araştırmaları Derneği'nin (İLAD) girişimi ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nin (TGC)desteğiyle başlatılan hareket, çeşitli kuruluşları da kapsayacak şekilde genişliyor.

TGC Burhan Felek Konferans Salonu'nda önceki gün (7 Nisan) yapılan toplantıda kuruluşun amacı, işlevi ve çalışma yöntemleri belirlenerek bir kurucular komitesi oluşturuldu.

MGP'nin, medyayla ilgili kuruluşların, sendikaların, dernek, vakıf ve üniversiteler ile medya izleyicilerinin, esnek bir örgütlenme ile oluşturacakları bir platform şeklinde kurulması kararlaştırıldı.

Topuz: Bunu başarmak zorundayız

İLAD Başkanı Hıfzı Topuz'un dış ülkelerdeki örnekleri inceleyerek yaptığı araştırmalardan yola çıkılarak ve Türkiye koşullarına uyarlanarak belirlenen amaç ve ilkeler doğrultusunda kurulması kararlaştırılan MGP, medyayı izleyecek, yanlış ve hatalı davranışları kamuoyuna açıklayarak düzeltilmesi yolunda bilinç oluşturacak.

Fransa'daki ACRIMED (Action Critique Médias) ve Uluslararası Medya Rasathanesi (Media Watch Global) gibi oluşumlar hakkında bilgi veren Topuz, haberin mal olmaktan çıkarılması gerektiğini ifade ederek, "Türk medya çalışanları, uzmanları, izleyici temsilcileri bunu başarmak zorundayız; iletişimde holding, emperyalizm ve iktidardan gelen baskılara karşı örgütlenmek ve gerçek haberi savunmak zorundayız" dedi.

Erinç: Olumlu karşılıyoruz

TGC Başkanı Orhan Erinç de, basının sorunlarının aşılması için dayanışmaya ihtiyaç bulunduğunu ifade ederek girişimi olumlu karşıladıklarını ve destek verdiklerini söyledi.

Aziz: Herkes medyadan şikayetçi

Toplantıda söz alan Doğuş Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi dekanı Prof. Aysel Aziz de, 90'lı yıllardan sonra özellikle de özel TV'lerin kurulmasından sonra medyanın iktidar ve holding çıkarlarına hizmet etmeye başladığını kaydederek, "Herkes medyadan şikayetçi" diye konuştu.

Özbilgen: Bir siteyle kamuoyu bilgilendirilmeli

Platformun kuracağı bir İnternet sitesi aracılığıyla hem izleyicilerin hem de medya çalışanlarının özgürce düşüncelerini duyurabileceğini açıklayan Galatasaray ÜniversitesiGSÜ İletişim Fakültesi öğretim üyesi ve İLAD yetkilisi Füsun Özbilgen, medya-sermaye iç içeliğine, en büyük medya grubunun başındaki bir kadının TÜSİAD'ın da başkanı olmasını örnek verdi.

Atay: Önemli olan editoryal bağımsızlığın sağlanması

TGC Başkan Yardımcısı Zafer Atay, ilk görevin medya çalışanlarının eğitilmesi olması gerektiğini, holdinglerin medya üzerindeki etkisinin ortadan kaldırılamayacağını, önemli olan editoryal bağımsızlığının sağlanması için mücadele verilmesi ve holding patronlarının da eğitilmesi olduğunu açıkladı.

Özsever: Araştırma birimi istatistik toplasın

Maltepe Üniversitesi öğretim görevlisi Dr. Atilla Özsever ise, medya sektörüyle ilgili istatistik bulunmadığını ifade ederek bir araştırma biriminin kurulmasına vurgu yaptı.

Mater: Erkek dil, ırkçı dil ve şiddet dili izlenmeli

Medyada kadın-erkek eşitliğine değinen Bağımsız İletişim Ağı (BİA2) Projesi DanışmanıNadire Mater de, medyanın bir ekiple günlük olarak ciddi şekilde izlenmesi gerektiğini belirterek, "Bu çalışma, erkek dil, ırkçı dil ve şiddet diline karşı olmalıdır" dedi.

Akalın: Medyadaki kirliliği küreselleşme yarattı

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim üyesi ve İLAD temsilcisi Cüneyt Akalınise, "Medyada kirlilik küreselleşmenin getirdiği kirliliktir" dedikten sonra, girişimin geniş kitlelere duyurulmasının önemine işaret etti.

Demir: TRT'yi kamu yayıncılığı yapması için izliyoruz

Kamu hizmeti yayıncılığının gereğinin yerine getirilmesi açısından TRT'yi izlediklerini hatırlatan Haber-Sen Genel Sekreteri Mehmet Demir, bunun TRT'nin yasa ile belirlenen görevi olduğunu belirterek, TRT'nin Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi'ndeki ilkeler ışığında hareket etmesini savunduklarını söyledi.

Çelebi: TRT bunu yapamaz

TRT'nin devreye soktuğu "sansür ve siyaseti" eleştiren Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Genel Başkanı Süleyman Çelebi de, "Diğer medyanın vatandaşa haber vermemesi bir ölçüde kendi sınıfsal tercihidir. Ama TRT bunu yapamaz" diye konuştu.

İnceoğlu: Kitlelere medya okur-yazarlığı kazandırılmalı

Medyanın ve geniş kitlelerin eğitilmesini onlara bir anlamda medya okuryazarlığı kazandırmak olduğunu ifade eden GSÜ İletişim Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Yasemin İnceoğlu, girişime sokaktaki sıradan insanı da dahil etmenin öneminden söz etti.

Cankaya: İletişim öğrencileri de dahil edilmeli

Divan Başkanı seçilen GSÜ İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Özden Cankaya da, bu çalışmalar çerçevesinde katılımlarını artırmak amacıyla üniversitelerin iletişim fakültesi öğrencilerine çağrılar yapılabileceğini ifade etti.

MGP Kurucular Komitesi kimlerden oluşuyor?

İLAD Başkanı Hıfzı Topuz, TGC Başkanı Orhan Erinç, Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Başkanı Ercan İpekçi, DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, Doğuş Üniversitesi'nden Prof. Aysel Aziz, Maltepe Üniversitesi'nden Prof.Dr. Betül Çotuksöken, Galatasaray Üniversitesi'nden (GSÜ) Prof. Dr. Yasemin İnceoğlu, GSÜ ve İLAD'dan Füsun Özbilgen,Bianet'ten Nadire Mater, GSÜ öğretim görevlisi ve bianet eğitim danışmanı Ragıp Duran,Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi'nden Ali Murat Vural, TRT Haber Merkezi çalışanı ve KESK Haber Sen üyesi Engin Başçı, gazeteci-araştırmacı Mustafa Sönmez,TGC üyesi Recep Yaşar ve Mimarlar Odası temsilcisi Oktay Ekinci ve yazar Kemal Bekir. (EÖ/TK)