16 Mart 2009 Pazartesi

Savaş Karşıtları "NATO'ya Hayır" Dedi


Küresel BAK'ın iki günlük etkinliğinde konuşan Haber-Sen'den Demir, medyanın savaşı empoze ettiğini, aktivistler Kabadayı ve Margulies ABD'nin Afganistan'da Türkiye gibi "hevesli" bir ülkeye ihtiyaç duyduğunu anlattı.

İstanbul - BİA Haber Merkezi
15 Mart 2009, Pazar

Küresel Barış ve Adalet Koalisyonu'nun ( Küresel BAK ) 3. Barış Panayırı'nda buluşan savaş karşıtlarının bu yılki başlığı "savaşa hayır, NATO’ya hayır"dı. NATO üyesi ülkeler askeri örgütün 60. yılını nisan başında "kutlamaya" hazırlanırken savaş karşıtları da bir dizi etkinlikle bunu protesto ediyor, NATO'nun dağıtılmasını istiyor.

13-14 Mart'ta, Kadıköy İskele Meydanı’nda kurulan Barış Panayırı'nın açılışına milletvekilleri Ufuk Urasve Akın Birdal, aktivist Kerem Kabadayı ve gazeteci Leyla İpekçi katıldı.

Savaşanlar, karar verenler olsaydı

"Savaşa hayır" forumunda konuşan Uras, "Savaşta savaşanlar, savaşlara karar verenler olsaydı savaşlar olmazdı” dedi.

"Savaşta medyanın rolü" adlı panelde konuşan Haber-Sen'den Mehmet Demir savaşların "ideolojik cephanesinin" medya olduğunu anlattı. Savaş başlamadan önce medyanın bir ön hazırlık yaparak, insanlarda "biz algısı" yarattığını söyleyen Demir, "Medya, savaşın farklı güçlerin savaşı değil, hepimizin savaşı olduğunu bize empoze etmeye çalışıyor" diye konuştu.

Biz algısını yaratan medyanın, bir de savaşılacak bir “öteki” yarattığını vurgulayan Demir, "biz, bizim ülkemizin başka bir ülkeye savaş açmasını, başka insanları öldürmesini keyifle izliyorsak, buna taraf oluyorsak, medya burada başarıya ulaşmıştır" dedi.

"Havai fişek gösterisi dediler"

Küresel BAK aktivisti Şenol Karakaş "Irak Savaşı" başladığında düşen ilk bombaları bazı ABD televizyonlarının bunu "Irak’ta havai fişek gösterisi var" diye verdiğini söyledi. Karakaş, bu tarz haberciliğin, işgal kuvvetlerinin tanklarına binip, onların tarafından savaşı izleyen "iliştirilmiş gazeteciler" tarafından yapıldığını vurguladı.

NATO Afganistan’da ne arıyor?

Panayırın ikinci gününde "NATO Afganistan’da Ne Arıyor" başlıklı panele Roni Margulies ve Mor ve Ötesi müzik grubundan Kerem Kabadayı konuşmacı olarak katıldı.

Kabadayı, ABD ve NATO’nun Afganistan işgalini sürdürmesinin ardında, Afganistan’ın, Rusya ve Çin gibi büyük devletlere karşı bir üs olarak kullanılmasının olduğunu söyledi.

"Türkiye hevesli ülke"

Kabadayı, Türkiye’nin bu bölgede asker bulundurmasında gizli bir işbirliği olduğunu, Türkiye’nin "orada ne yaptığının" açıklanmadığını, gizli tutulduğunu söyleyerek bu durumun "bir muamma" olarak kaldığını belirtti.

Bunun "küçük emperyalist devlet zihniyeti"nden ileri geldiğini ifade eden Kabadayı’nın ardından Margulies, Türkiye’nin böyle durumlar için hevesli bir devlet olduğunu söyledi; ABD’nin işgal ettiği bütün topraklara asker yetiştiremeyeceğini, bunun için de bu bölgede Türkiye gibi hevesli bir ülkeden asker istediğini belirtti.

Margulies şöyle devam etti: "Önümüzdeki 20-30 yıllık dönemde Çin ABD’nin en büyük rakibi olacak, ABD bunu bildiği için orada silahlanarak Çin’i de silahlanmaya zorlayacak. Böylece, Çin’in ekonomisi silahlanma gibi üretken olmayan yatırımlarla zarar görecek. ABD, Rusya’yı bu şekilde zayıflattığını düşünüyor.”

Bush’a ayakkabı fırlatma oyunu

Panayırda ABD eski başkanı George Bush’a ayakkabı fırlatma oyunu da oynandı. Kurulan hedef tahtasına Bush’un resimleri konarak ayakkabı fırlatıldı. (SY/TK)

19 Şubat 2009 Perşembe

"Turkuvaz 29 Yıl Sonra Gelen Basın Grevini Kırmaya Çalışıyor"


Sabah-atv grevine katılan 10 kişi işten çıkarıldı. TGS mücadeleyi sürdürmeye kararlı. Farklı sendikalar da greve destek veriyor. İşten çıkarılanlardan Tortop "Çok sevdiğimiz mesleğimizi yapamama riskine rağmen hak mücadelemizi sürdüreceğiz" dedi.

İstanbul - BİA Haber Merkezi
18 Şubat 2009, Çarşamba

"Turkuvaz işvereni direncimizi kırmayı ve greve katılmayan çalışanları korkutmayı amaçlıyor. Ama bu oyunlarla bize geri adım attıramayacak."

Sabah-atv'de süren grev nedeniyle iş bırakan gazeteci Selim Suner, kendisinin yanı sıra dokuz kişinin işine son verilmesinibu sözlerle yorumladı.

"Bize tebliğ edilen bir şey yok. Tamamen hukuksuz bir uygulama. Turkuvaz grubu 29 yıl sonra gelen basın grevini kırmaya çalışıyor."

"Basını değil, medya patronlarını hizaya sok"

Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) işten çıkartmalarla ilgili bir basın açıklaması düzenleyerek Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Çalık grubunu protesto etti.

Sabah-atv'nin Balmumcu'daki binasının önünde yapılan eylemde konuşan TGC Genel BaşkanıErcan İpekçi, "Erdoğan'ın açıklamalarıyla basını hizaya sokmaya çalışmak yerine Çalık patronunun çalışanlarına uyguladığı kanunsuzlukların üstüne gitmesini" istedi.

Boykot Çağrısı

Grevdeki işçilere destek vermeye gelen Haber-Sen'den Mehmet Demir "altıncı günündeki grevin yalnızca Sabah-atv çalışanlarının değil, Türkiye'deki basın emekçilerinin tümünün grevi olduğunu" söyledi.

DİSK'e bağlı Genel-İş sendikasından Veysel Demir, grevi sahiplendiklerini anlattı ve herkesi grev süresince Turkuvaz grubuna bağlı medyayı boykot etmeye çağırdı.

"İşe giderken bu kadar heyecanlanmıyordum"

Grevdeki çalışanlardan Özsel Tortop altı gündür birçok kişi ve kurumun kendilerine destek verdiğini, hatta atv'ye izleyici olarak gelen insanların dahi kendilerine destek olduklarını anlattı.

Aktüel dergisinde editör olan Tortop, grev alanına gelirken çok heyecanlandığını, aynı heyecanı işe giderken hissetmediğini söyledi ve ekledi:

"İşveren bizi işten çıkartarak hukuksuzluklarına, biz de işveren hakkında açtığımız davalara bir yenisini daha ekledik."

"Yaygın medyanın kendilerini görmezden gelmesine rağmen seslerini alternatif ve bağımsız kanallarla duyurduklarını" anlatan Tortop "Yıllardır yaptığımız gazetecilik mesleğini yapmamayı bile göz alarak bu hak mücadelemizi sürdüreceğiz" dedi.

Sabah-atv binasındaki basın açıklamasında Bandista adlı müzik grubu grevdeki çalışanlara şarkılar söylerken, Sağlık-İş Genel Başkan Yardımcısı Hasan Öztürk de "Grevi sahiplendiklerini" söyledi.

Her gün Sefaköy ve Balmumcu'daki Sabah-atv binasının önünde toplanan TGC bu Cumartesi (21 Şubat) Taksim'de meşaleli yürüyüş düzenleyecek. (BÇ)

* Fotoğraflar: Alberto Tetta

6 Haziran 2008 Cuma

"Tuzla'dan Yükselen Çığlığa Sesimizi Katıyoruz"

AYDINLARDAN 16 HAZIRAN GREVINE DESTEK BILDIRISI


Aydınlar tersane işçisini yalnız bırakmadı. Pelin Batu'dan Yavuz Bingöl'e Roni Margulies'den Ataol Behramoğlu'na yaklaşık 50 aydın bir bildiriyle tersanelerde 16 Haziran'da başlayacak greve destek olduklarını açıkladılar.

İstanbul - BİA Haber Merkezi
05 Haziran 2008, Perşembe

Aralarında Oral Çalışlar, Zeynep Tanbay, Semra Somersan, Yavuz Bingöl, Kerem Kabadayı, Behiç Ak, Mazlum Çimen, Reis Çelik, Arif Sağ, Akın Birdal, Mehmet Demir'in de olduğu yazar, milletvekili, gazeteci, demokratik kitle örgütü temsilcisi, milletvekili, yönetmen, sanatçı ve akademisyenlerden oluşan yaklaşık 50 aydın Tuzla tersanelerinde 16 Haziran'da başlayacak greve destek için bildiri yayınlandı.

"Hükümeti uyarmak için işçilerle dayanışma içindeyiz"

Liman Tersane Gemi Yapım ve Onarım İşçileri Sendikası'nın (Limter İş) işçilerin güvenliğinin sağlanması, 7.5 saatten fazla çalışmanın önüne geçilmesi ve Tuzla'da yaşananları bağımısz bir komisyonun denetlemesi talebiyle başlatacağı grev için aydınlar "Hak grevine toplu olarak katılacağız. Sazımızla, sözümüzle, şarkımızla, türkümüzle bu cinayetlere 'dur' diyeceğiz" dedi.

Aydınların bildiride açıkladığı görüşleri şöyle:

"Biz imzası olanlar, cinayetlere göz yuman, yol açan, sebep olan tersanelerin bir an önce hak ettikleri cezalara çarptırılmaları için, yeni ölümlerin önüne geçmek için gerekli tüm hukuksal, idari, teknik tedbirlerin alınması için,

"İşçilerin en temel, en vazgeçilmez haklarına: yaşama; sağlıklı ve güvenli bir iş yerinde insanca çalışma ve örgütlenme hakkına kulaklarını tıkayan, gözlerini kapayan Hükümeti uyarmak için,

"Seslerimizi, ellerimizi, yüreklerimizi birleştiriyoruz ve sonuna kadar tuzla tersane işçileriyle dayanışma içinde olduğumuzu bildiriyoruz."

Çarşamba günü (11 Haziran) bir basın toplantısı düzenleyeceklerini duyuran aydınların tam listesi şöyle:

ÇGD Genel Başkanı Ahmet Abakay, milletvekili Akın Birdal, sinema yazarı Alin Taşciyan,müzisyen Arif Sağ, şair Ataol Behramoğlu, akademisyen gazeteci Atilla Özsever,karikatürist, tiyatro yazarı Behiç Ak, kameraman C. Murat Özcan, müzisyen Cahit Berkay,müzisyen Çağatay KadıDeniz Oral, Türkiye Yeşilleri'nden Dr. Ümit Şahin, gazeteciErtuğrul MavioğluEşber YağmurdereliFehim CaculiFeza Kürkçüoğlu, çevirmen, Küresel BAK aktivisti Filiz Ülgüt, Barışarock aktivisti Funda Ata, sanatçı Görkem Yeltan, Küresel Bak aktivisti Gülen Gönül Şahin, CHP Kadın Kolları İl Başkanı Hamiyet Göksu, gazeteci İsmail Saymaz, sanatçı Kerem Kabadayı, müzisyen Korhan Özyıldız, sanatçıLeman Sam, sanatçı Mazlum Çimen, gazeteci - KESK Haber-Sen MYK Üyesi Mehmet Demir, yazar Metin Uca, sanatçı Muammer Ketencoğlu, Doğa ve Macera grubundan Murat Ceylan, sanatçı Nevzat Karakış, iktisatçı, Nilüfer Uğur Dalay, gazeteci Oral Çalışlar, şair yazar Orhan Alkaya, gazeteci - KESK Haber-Sen MYK Üyesi Osman Köse, sanatçı-KEG Aktivisti Pelin Batu, yönetmen Reis Çelik, Şair-aktivist Roni Margulies, TV Programcısı - Yönetmen Rüstem Batum, öğretim üyesi Semra Somersan, müziyen Serap Yağız, müzisyen Suavi, oyuncu Şebnem Köstem, KEG aktivisti Şengül Çiftçi, KEG aktivisti Şenol Karakaş, şair Şükrü Erbaş, müzisyen Taner Öngür, gazeteci yazar Ümit Kıvanç, müzisyenVedat Sökmen, sanatçı Yasemin Göksu, sanatçı Yavuz Bingöl, Küresel Bak aktivisti Yıldız Önen, sanatçı Zeynep Tanbay.(EZÖ)

28 Mart 2008 Cuma

TRT'nin Sanatçısı Kalmayacak, AKP'nin Sesi Olacak


Hükümet, TRT yasasını değiştirerek birçok idare kadrosunu ortadan kaldırıyor; "TRT sanatçıları" da bakanlığa devrediliyor. Haber-Sen'den Demir, tasarının sorunlara çare olmadığını, kadrolaşmanın önünü açtığını söyledi.

İstanbul - BİA Haber Merkezi
27 Mart 2008, Perşembe

Önümüzdeki günlerde Meclis gündemine gelmesi beklenen TRT Kanunu'nda değişiklik tasarısı, kurumun idari yapısını değiştirecek.

Basın, Yayın, İletişim ve Posta Emekçileri Sendikası (Haber-Sen) Merkez Yönetim kurulu üyesi Mehmet Demir, tasarıyla hükümetin kadrolaşmanın önünü açacağını ve TRT'yi kendi etkisi altına alacağını söyledi.

Sendika, 29 Mart Cumartesi günü İstanbul, Galatasaray Lisesi önünde eylem yapacak. Eyleme, tasarıyla ortadan kalkacak TRT Hafif Müzik ve Caz Orkestrası da katılacak. Talep, tasarının geri çekilmesi.

"TRT sanatçısı" kalmayacak

Sadece üç maddeden oluşan tasarıyla bir dizi daire başkanı, müdür, müdür yardımcısı, şef, uzman ve başuzmanın kadroları ortadan kaldırılacak. Ayrıca sanatçılar için de kadro kalmayacak.

Halen bu kadrolarda çalışan insanlar başka kurumlara atanacak. Sanatçılar ise Kültür ve Turizm Bakanlığı'na bağlanacak.  

Demir, tasarının uygulanması halinde TRT'nin bütün müzikal yönetiminin bakanlığa devredileceğini söyledi.

Hükümete göre bu tasarının gerekçesi TRT'nin fazla istihdamdan kurtulması ve özellikle de "yayıncılık vasfı bulunmayan personelin azaltılması."

Kadrolaşma 

Demir'se tasarının amaca uygun olmadığını söylüyor.

"Halen açık bulunan 2 bin kadro var. Bunu ortadan kaldırmak yerine varolan kadroları boşaltıryorlar."

Onun dikkat çektiği bir başka noktaysa, TRT yönetiminin işleri giderek taşeron şirketlere devretmesi.

Taşeron şirketler üzerinden alınan kadrosuz çalışanlar için işe alım koşulları uygulanmıyor, örneğin sınav açılmıyor. Halen TRT'nin İnternet sitesinde bulunan bir iş ilanı bu durumu doğruluyor.

Demir, Ankara'da haber merkezine bu şekilde alınan çalışanların "Meltem TV, Smanyolu TV gibi İslami duyarlılıkları olan yerlerden geldiğini de belirtti.

Demir, tasarıyla TRT içinde her alandan deneyimli çalışanların oluşturduğu ve "ortak akıl üreten" Koordinasyon Kurulu'nun kaldırılmasıyla, "siyasi iktidarca atanan ve yayıncılıkla ilgisi olmayan" genel müdür ve yönetim kurulu karşısında bir denetim mekanizmasının da yok olacağını ekledi.

Genel Müdür İbrahim Şahin, iki kere cumhurbaşkanınca reddedildikten sonra Abdullah Gül'ün gelmesiyle atandığında Ulaştırma Bakanlığı müsteşarıydı.

Ne yapılmalı? 

TRT'nin yeniden yapılanmasının önemine ve aciliyetine katılan Demir'in önerisi bunun yayıncılık alanında uzmanların, akademisyenlerin, örgüt temsilcilerinin katılımıyla ve kamuoyunda tartışılarak yapılması.

"Mali ve idari özerkliğin hayata geçmesi, editoryal bağımsızlığın sağlanması gerekli. Genel müdür seçim süreci değişmeli."

Şu an genel müdür Radyo Televizyon Üst Kurulu'nun (RTÜK) belirlediği adaylar arasından seçiliyor. RTÜK'se siyasi partilerin önerdikleri isimlerden oluşuyor.

Bir diğer öneri de uzmanlardan oluşan bir danışma kurulunun oluşturulması. Taslakta bu sorunlarla ilgili hiçbir şey yok.

"TRT'nin örnek aldığı BBC, RAI, ZDF gibi kurumların hiçbirinde böyle bir uygulama yok. Bu tasarı, TRT'nin özelleştirilmesi demek. Bunu yapamayacakları için de kurumu tasfiye ediyorlar."(EÜ)


15 Aralık 2007 Cumartesi

Sığınmacılara Yardım Eden Demir ve Revest Serbest

Sığınmacılara yardım derneği kurma hazırlıkları yapan gazeteci Demir ve öğretmen Revest, iki Afrikalı sığınmacıya yardım ettikleri için gözaltına alındıktan sonra savcılıktan serbest bırakıldı.

İstanbul - BİA Haber Merkezi
14 Aralık 2007, Cuma

Sığınmacı ve mültecilere destek için dernek kurma çalışmaları yürüten gazeteci Mehmet Demir ve öğretmen Dominik Can Revest, polis olduğunu söyleyen kişilerce darp edildiklerini söyleyen Afrikalı sığınmacılara yardım ettikleri sırada gözaltına alındılar.

İki sığınmacının bulunduğu Feriköy Karakolu Yabancılar Şubesi’nde giden Demir ve Revest, burada gözaltına alındılar. Akşam saatlerinde savcılığa çıkarılan Demir ve Revest, ifade verdikten sonra serbest kaldılar. bianet'in bağlantı kurduğu Demir, "Savcılıktan ayrılıyoruz, hastanede muayene edilip, serbest kalacağız" dedi.

Demir ve Revest savcılığa çıkarılacak

Demir, gözaltına alındıktan hemen sonra da Şişli Etfal Hastanesi’nde muayene olmuş, dün akşam yaşanan saldırıda  başından yaralanan Afrikalı sığınmacılardan birinin de beyin tomografisi çekilmişti.

Demir, gözaltına alınmalarıyla ilgili şunları söylemişti: “Bu sabahı yaralananların tedavisi için hastanede geçirdiklerini ifade eden Demir, “Karakola onlara giysi götürmeye gittiğimizde karakol amiriyle aramızda geçen bir konuşmadan sonra bunlar oldu.”

“Sohbet mi, sorgu mu?” sorusundan sonra gözaltı

Gazeteci ve Basın Yayın ve İletişim Emekçileri Sendikası (Haber-Sen) Genel Sekreteri Demir, başından geçeni şöyle açıklmıştı: 

“Silahlı, ellerinde kelepçeleri olan ve polis olduklarını iddia eden sekiz kadar kişi, bir Afrikalı sığınmacıyı silahla darp ediyorlar. Sığınmacılara destek olacak bir dernek kurma aşamasında olduğumuz için, bu iki kişi güvendikleri için bizi aradılar. Dolapdere'deki evlerine giderek yaralı bu kişileri Etfal Hastanesi'ne götürdük.”

Pasaportlarını çaldırdıklarını söyleyen iki Afrikalının daha sonra Feriköy Karakolu Yabancılar Şubesine ötürüldüğünü açıklayan Demir, “Karakola kıyafet götürmeye gittik. Karakol amiriyle sohbet etmeye başladık ki sohbet bir anda sorgulamaya dönüştü. Biz de, ‘sohbet mi ediyoruz, sorgulanıyor muyuz?’ diye sorduk. Amir de çağırın deyince avukatımızı çağırdık” diye konuştu. (EÖ/TK)

14 Aralık 2007 Cuma

Sığınmacılara Yardım Eden Demir ve Revest Gözaltında


Sığınmacılara yardım derneği kurma hazırlıkları yapan gazeteci Demir ve öğretmen Revest, polislerce saldırıya uğradığını iddia eden iki Afrikalı sığınmacıyla görüşmeye gittikleri karakolda gözaltına alındı.

İstanbul - BİA Haber Merkezi
14 Aralık 2007, Cuma
Sığınmacı ve mültecilere destek için dernek kurma çalışmaları yürüten gazeteci Mehmet Demir ve öğretmen Dominik Can Revest, polis olduğunu söyleyen kişilerce darp edildiği söyleyen Afrikalı sığınmacılara yardım ettikleri sırada gözaltına alındılar.

İki sığınmacının bulunduğu Feriköy Karakolu Yabancılar Şubesi’nde giden Demir ve Revest, burada gözaltına alındılar.

İki Afrikalı, Demir ve Revest savcılığa çıkarılacak

bianet’in ulaştığı Demir, Şişli Etfal Hastanesi’nde muayene olduklarını ve dün akşam yaşanan saldırıda başından yaralanan Afrikalı sığınmacılardan birinin beyin tomografisinin çekildiğini, bunun ardındansa karakola geri götürüleceklerini söyledi. Demir, Revest ve iki Afrikalının bunun ardından savcılığa çıkarılması bekleniyor.

Bu sabahı yaralananların tedavisi için hastanede geçirdiklerini ifade eden Demir, “Karakola onlara giysi götürmeye gittiğimizde karakol amiriyle aramızda geçen bir konuşmadan sonra bunlar oldu.”

“Sohbet mi, sorgu mu?” sorusundan sonra gözaltı

Gazeteci ve Basın Yayın ve İletişim Emekçileri Sendikası (Haber-Sen) Genel Sekreteri Demir, başından geçeni şöyle açıkladı:

“Silahlı, ellerinde kelepçeleri olan ve polis olduklarını iddia eden sekiz kadar kişi, bir Afrikalı sığınmacıyı silahla darp ediyorlar. Sığınmacılara destek olacak bir dernek kurma aşamasında olduğumuz için, bu iki kişi güvendikleri için bizi aradılar. Dolapdere'deki evlerine giderek yaralı bu kişileri Etfal Hastanesi'ne götürdük.”

Pasaportlarını çaldırdıklarını söyleyen iki Afrikalının daha sonra Feriköy Karakolu Yabancılar Şubesi'ne götürüldüğünü açıklayan Demir, “Karakola kıyafet götürmeye gittik. Karakol amiriyle konuşmaya başlamıştık ki sohbet bir anda sorgulamaya dönüştü. Biz de, ‘sohbet mi ediyoruz, sorgulanıyor muyuz?’ diye sorduk. Amir de 'Çağırın' deyince avukatımızı çağırdık” diye konuştu. (EÖ/TK)

13 Temmuz 2007 Cuma

Bu Partilerle Olmaz, Umudum Bağımsızlar



Haber-Senden Demir, 301. maddede AKPden bile geri tutum takınan CHP bu seçimlerde bedelini öder dedi. Demire göre, TRTyi kısmen denetleyen CHP ifade özgürlüğü sanıklarını yalnız bıraktı; üç üye karşılığında RTÜK Yasasını imzalamamalıydı.

İstanbul - BİA Haber Merkezi
12 Temmuz 2007, Perşembe
Basın Yayın İletişim Emekçileri Sendikası (Haber-Sen) Genel Sekreteri Mehmet Demir,iktidar ve ana muhalefet partisinin anti-demokratik uygulamalar üzerinde uyum içinde çalıştığını; ifade özgürlüğü, kamu yayıncılığı ve özgürlükler konu olduğundaysa Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) çok etkisiz kaldığını söyledi.

22 Temmuz'da yapılacak Genel Seçimlere 10 gün kala, Demir'le geçmiş dönemin değerlendirmesini ve yeni Meclisten beklentilerini konuştuk.

"İfade özgürlüğü ve yayıncılık açısından geride kalan Meclisi değerlendirir misiniz?"

Aslında iktidar ve ana muhalefet partisi CHP, ifade özgürlüğünü ilgilendiren meselelerde, tıpkı son dönemde seçim barajı, birleşik oy pusulası ve Polis Vazife ve Selahiyetleri Yasası gibi anti-demokratik tutumlarda söz konusu olduğu gibi uyum içinde çalıştılar.

Bu anlamda geçen dönem iki partide sınıfta kaldı. Muhalefetin sesinin alabildiğine kısıldığı TRT'de kadrolaşma had safhadaydı. TRT'de haber programlarında iktidarı eleştiren herhangi bir şeye rastlamak mümkün olmadı. Ancak, ana muhalefetteydi diye CHP'nin bu konuda daha demokrat olduğunu düşünmek yanlış olur.

Kurumsal olarak değilse de, Mecliste soru önergeleriyle TRT yönetimin icraatlarını sorgulayan yine birkaç CHP milletvekiliydi.

CHP, Türkiye'de televizyon yayıncılığını denetleme yetkisine sahip ve tamamen özerk olması gereken Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) ile ilgili yasaya bu kuruma kendi kontenjanından üç üye seçilmesi karşılığından imza koydu.

Böyle bir kurumun kamu ve özel yayın alanını denetlemesi başlı başına ciddi bir problem.

Bu partilerin başka ne gibi hataları oldu?

301. madde konusunda AKP'den bile geri bir tutum takınan CHP'nin bu seçimlerde bunun bedelini ödeyeceğini göreceğiz. CHP ne sol bir parti oldu ne de AKP'ye soldan bir muhalefet yapabildi. Kaybettiği sol oyları yükselen milliyetçiliğin peşine takılarak telafi etmeye çalıştı.

301. maddede gösterdiği tutum, CHP'nin gerici, statükocu ve milliyetçi tutumunun tavana vurduğu noktadır.

Hrant Dink, Elif Şafak, Orhan Pamuk, Etyen Mahçupyan ve Aydın Engin yargılanırken kendini solcu tarif eden bir CHP'nin ortalığı ayağa kaldırması gerekirken üzerine düşeni yapmadı. Dink suikastine giden yolun taşlarından biridir bu.

Gelecek meclisi ne yapmalı?

Gelecek dönemde bağımsız adaylardan yana umutluyum. Siyasetin alışılagelmiş şekli değişecek. Baskın Oran'ın ifadesiyle, ezberlerin bozulacağını düşünüyorum.

Bu süreçte çok sert saldırılara maruz kalabilirler. Ufuk Uras'ın da belirttiği gibi, sadece kendi seçmenleri değil, yıllarca parlamento dışında kalan çok geniş örgütlü kesimlerin de desteğiyle orada çalışacaklar.

2954 Sayılı TRT Yasası ve 3984 Sayılı RTÜK Yasalarının baştan aşağı değişmesi, değiştirilirken toplumun bütün örgütlü kesimlerinin katılımı sağlanmalı.

TRT'nin mali ve idari özerkliğinin sağlanmalı ve yasal güvenceye kavuşturulmalı. Medyada tekelleşme mutlaka engellenmeli ve medya organ sahiplerinin yayıncılık alanı dışında bir sektörde faaliyet göstermemesi sağlanmalı.

Bunun önü kapanmadığı sürece haber alma hakkından, ifade özgürlüğünden, bağımsız bir medyadan söz etmek mümkün değildir. (EÖ/EÜ)